www.kastamonubirincihaber.com kastamonuhaber kastamonudan haber birincihaber bizden haber kastamonugazeteleri haberler.com
Bugun...
Reklam
Reklam
Zamanım Yok Gelemiyorum


MUSTAFA ÇİFCİ Mustafa ÇİFCİ İle AŞK
Mustafa.Cifci@denizbank.com
 
 

Gel artık, dedim. Bak kaç mevsim geçti, hayallerim yarım yamalak kaldı.

“Bu ay gelemem.” Dedi.

Son mektubunda “çok isterdim ama bu ay zamanım yok, tam karlı günlerin ortasında beni bekle, buz gibi üşüdüğünde ellerim ısıtırsın seni….”

 

*

Oysa zaman sadece bir kavramdır, göreceli bir kavram..

Zaman, kişiye ya da birilerine bağlı olan bir şey değildir, olaylardan, toplumlardan bağımsızdır.

Saatin hızı asla değişmez, hep aynıdır.

Ağır gitsen de, hızlı gitsen da yol mesafesinin değişmez olduğu gibi.

Fark, kişinin hareketleri ve algısındadır.

Hızlı işlerlik zamanı genişletir.

Duraksamalar, ağırlık ve engeller ise zamanı daraltır.

Zaman, kişinin hıza bağlı yaşamında değişim gösterir, konunun özeti budur.

Genişlik denen olgu, günlük yaşamımızda yaşanması gereken hızda olma durumudur, işlerin zamanında bitirilmesi, ertesi güne bırakılmaması gibi basitçe de anlatıla bilinir.

Daralma dediğimiz ise, yaşanması gereken hızın altında bulunulmasıdır. Süre dolduğu halde bir takım işlerin yarına ertelenmiş olmasıdır.

Yarın olduğunda ise, yaşanılan günün değil, geçmiş günün işleriyle günlük sürenin doldurulması anlamına gelir ki, yaşanılan günün işleri yetişmez, yarına ertelenir.

İnsanın zaman yetmiyor, duvarının arkasına sığınma hakkını kendisine vermiş olmasıdır.

Doğrudur, zamanı yetmez çünkü daraltmıştır.

Zamanı daraltıp yaşayanların ortak yönleri hareket ağırlığı, olayları zamanında kavrama, bakış açısı, değerlendirme, üzülüp sevinme gibi ruhsal algılamaları da yavaş yaşayan insanlardır.

 

*

Zaman daralmasına girildiğinde her şey ağır çekime girmiş gibidir.

Başlanan kitapların bir türlü sonu gelmez, aylarca koltuk altlarında taşınır.

Gazetelerin büyük manşetleri okunup geçilir, okunacak değerli bir şey bulunmaz çoğu zaman. Ziyaretler, gidilecek yerler hep ertelenir.

Zaman yoktur.

Çünkü her şey yavaştır, ertelenmiştir.

Bu karanlık bir hastalık gibidir.

Başlanan romanların bir türlü sonu anlaşılamaz.

Sorun, zamanın olmaması değil, yaşam hızının gerisinde kalmaktır. Çünkü zaman, bulunan ya da satın alınan bir şey değildir.

Bir karşılık verilip alınmaz ama yitirilen bir süreçtir.

 

*

Esas olan şudur; hayatın bir akış olduğunu ne kadar iyi anlarsak zamandan en çok yararlanmasını bilebiliriz.

Hepimizin en çok ihtiyacı diri diri yaşadığımızı, yaşamın bir mucize olduğunu görebilmesini sağlayacak duyguların ve düşüncelerin içine girebilmek…

Yoksa her gün aynı şeylerin içinde kaybolup gidiyor hayatımız…

Ve insanın yaşamı karmaşık bir sergi gibidir,

Kendi sanat görüşü, fikri, öz benliği yoksa başkalarının beğendiğini en güzel sanır.

*

Sonunda anladım.

Sevgimize zamanı yoktu.

Bir daha aramadım.

Mektuplarına cevap vermedim.

Zamanım yoktu.

 



Bu yazı 460 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
Henüz anket oluşturulmamış.
YUKARI