www.kastamonubirincihaber.com kastamonuhaber kastamonudan haber birincihaber bizden haber kastamonugazeteleri haberler.com
Reklam
Bugun...
Reklam
Reklam


5. Dönem Cumartesi sohbetleri sona erdi
150 ve 151. Cumartesi Sohbeti konuşmacısı Dr. Hakkı Çılgınoğlu ve Dr. Muharrem Avcı oldu

5. Dönem Cumartesi sohbetleri sona erdi
+ -
Reklam

Dr. Hakkı Çılgınoğlu, “Kastamonu’da ülkenin ph değeri en yüksek suyu bulunuyor. 2017 yılında dünyada ortalama 8,6 trilyon dolar sağlık gideri yapılmıştır. Ilgaz Dağlarında yetişen endemik bitki sayısı ise 177’dir. Yine Türkiye genelinde yetişen 11.000 tıbbi ve aromatik bitkinin 3600’ü Ilgaz Dağlarında bulunmaktadır”

Dr. Muharrem Avcı’dan, “Vuslatın 450 yıldönümünde Hazreti Pir Şeyh Şaban-ı Veli Yılı” kitabı

Hz. Pir Şeyh Şaban-ı Veli Kültür Vakfı’nca her hafta Hz. Pir Külliyesi Bayraklı Konak’ta ikindi namazından sonra düzenlenen 5. Dönem İlim Hikmet Sofrası Cumartesi Sohbetlerinin 150 ve 151. Program konuşmacıları Kastamonu Üniversitesi Turizm Fakültesi’nde Öğretim Üyesi Dr. Hakkı Çılgınoğlu ve Hz. Pir Şeyh Şaban-ı Veli Kültür Vakfı Başkanı ve Kastamonu Üniversitesi Turizm Fakültesi’nde Öğretim Üyesi Dr. Muharrem Avcı oldu. Çılgınoğlu “Uluslar arası Sağlık Turizmi ve Türkiye Çalışması, Avcı’da “Vuslatın 450 yıldönümünde Hazreti Pir Şeyh Şaban-ı Veli Yılı(Fikri, teklifi ve çabası serüveni)” konusunda konuşma ve sunumlarını gerçekleştirdiler.

İlim Hikmet Sofrası Cumartesi Sohbetlerinin 5. Dönemi de bu programla sona erdi. 6. Dönem programı Kasım ayında başlayacak.

Program Hz. Pir Cami İmam Hatibi Asım Muttalip Kısa’nın Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Ardından da geçen hafta yağış nedeniyle ertelenen Dr. Hakkı Çılgınoğlu ile bu hafta konuşmacısı Dr. Muharrem Avcı konuşma ve sunumlarını yaptı.

Dr. Hakkı Çılgınoğlu
İlk sunum ve konuşmayı yapan Dr. Hakkı Çılgınoğlu şu açıklamayı yaptı;
SAĞLIK TURİZMİ KAVRAMI
“Sağlığın korunması ve iyileştirme amacının sağlanması nedeniyle belirli bir süre için yer değiştiren bireylerin medikal tedavi amaçlı olarak hareket etmeleri ve doğal kaynakları bulunan turistlik bir tesiste konaklayarak kür uygulaması, beslenme dinlenme ve eğlenme gereksinimlerini karşılamaları olayıdır.
TURİSTİN SAĞLIĞI KAVRAMI
Turizm bölgesinde sürdürülen yaşam ile ilgili temel sağlık, ilkyardım, acil tedavi ve yoğun bakım hizmetlerinin yürütülmesi vb. kapsamında değerlendirilen her türlü sağlık problemlerini içeren, Turistin her çeşit kaza ve bulaşıcı hastalıklardan korunmasına yönelik önlemlere dayanan bir kavram olarak ifade edilmektedir. 
SAĞLIK TURİZMİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ
MÖ 500lere kadar uzanan bir süreci kapsar. Buda’nın ruhsal denge ve uyum sağlamaya yönelik bir gezgin olarak tüm Hindistan’ı gezmeye başlaması bu olgunun ilk örnekleri arasında gösterilir. MÖ 200 lü yıllarda askerlerin zindelik kazanması amacıyla kurulan ilk tesisin SPA olarak adlandırıldığı görülmektedir. Tedavi amaçlı Sağlık Turizmi hareketliliği ilk olarak Romalılar devrinde görülmüştür. 
1700 ve 1800 lü yıllarda Avrupa’da özellikle İngiltere ve ABD de seçkin sınıf dönemin sağlık turizmi merkezi olarak kabul edilen Almanya’ya seyahat etmişlerdir. 19. yüz yılda ise İngiliz ve Fransızlar Nil nehrinin tropikal ikliminde tedavi görmek amacıyla Mısır’a seyahat etmişlerdir. 20. y. Yılda sağlıklı beslenme çiftlikleri kurulmasıyla birlikte sağlık turizminde farklı yönde hizmetler verilmeye başlanmıştır. Günümüz itibariyle Sağlık Turizminin geldiği noktanın ilk temellerinin 1939 yılında Deborah ve Edmond çifti tarafından kurulan sağlık merkezinin açılmasıyla atıldığı kabul edilmektedir. Bugün itibariyle tüm dünyada sağlık turizmi pazarının 100 milyar dolar hacme ulaştığı kabul edilmekte ve sağlık turizmi harcamalarının her yıl %20 oranında artış gösterdiği belirtilmektedir. 
SAĞLIK TURİZMİNİN HEDEF KİTLESİ
Sağlık Turizminin hedef kitlesini Sağlığı Bozulmuş Olan İnsanlar ile Sağlıklarını Korumaya Duyarlı İnsanlar oluşturmaktadır. Ülkemiz açısından bakıldığında; Türk Cumhuriyetleri, Almanya, ABD, İngiltere, Hollanda, Kanada, Arap Ülkeleri, Afganistan, Yemen ve Sudan gibi ülkeler Türkiye’nin hedef kitlesi içinde yer almaktadır. Pazar analizi bağlamında değerlendirildiğinde Sağlık Turizmi hedef kitlesinin Türkiye’ye genel olarak «Medikal Turizm, Termal Turizm, İleri Yaş Turizmi ve Engelli Turizmi kapsamında sunulan hizmetlerden faydalanmaya yönelik olarak geldikleri görülmektedir. Türkiye’nin Medikal Turizm anlamında en büyük pazarını «Almanya, Libya, Hollanda, Fransa, Avusturya, Irak, Suriye ve Belçika» oluşturmaktadır. Türkiye’nin hedef kitlesi içinde AB üyesi ülkelerde yaşayan 5 Milyon Türk ve 25 Milyon Müslüman kesim de bulunmaktadır. 
SALIK TURİZMİ EKONOMİSİ
Global olarak Dünya’da 500 milyondan fazla bireyin Sağlık Turizmi amaçlı olarak sınır ötesi hareketlilik içinde olduğu tahmin edilmektedir. 2017 yılında dünyada ortalama 8,6 trilyon dolar sağlık gideri yapılmıştır. Aynı yıl ABD deki sağlık turizmi giderinin 7,5 milyar dolar olduğu ve Avrupa’da 5,8 milyar dolar dolayında olduğu tespit edilmiştir. 2017 yılı itibariyle Çek Cumhuriyetinin Sağlık Turizminden kazancının 6 milyar euro olduğu belirlenmiştir. Singapur 2017 yılında Sağlık Turizminden 7,5 milyar dolar gelir elde etmiştir. Hindistan Sağlık Turizminden yılda yaklaşık 9 milyar dolar gelir elde etmektedir. Sağlık Turizminde uzak doğuya özgü şifa yöntemlerini ön plana çıkaran Çin ise 2017 yılı itibariyle yaklaşık 8,6 milyar dolar gelir elde etmiştir.
Ülkemiz 2014 yılı itibariyle 2,5 milyar dolar Sağlık Turizminden gelir elde etmiştir. 2017-2018 yıllarında bu gelir ortalama 5-6 milyar dolar yükselmiş. 2023 yılında ise hedef 2 milyon uluslararası hastayı ülkemizde tedavi etmek ve bu hastalardan 20 milyar dolar gelir elde etmektir.
ULUSLARARASI HASTALARIN ULUSLARARASI SAĞLIK HİZMETLERİ KAPSAMINDAKİ TEDAVİLERİ TERCİH ETMELERİNİN TEMEL NEDENLERİ
Maliyet avantajı, hizmet kalitesi, uzun bekleme süreleri, sigorta kapsamında karşılanmayan tedaviler, sağlık profosyonelleri ve teknoloji kalitesinin yüksekliği, bazı tedavilerin kendi ülkelerinde yasak olması.
ÜLKELER BAKIMINDAN SAĞLIK TURİZMİ DEĞERLENDİRMESİ
1-AB ÜLKELERİ : AB üyesi ülkelerin vatandaşları “ Uzun bekleme süreleri ve Tedavi maliyetlerinin yüksek olması” gibi nedenlerle özellikle “kalça çıkığı, kalp ve akciğer ameliyatları ile kısırlık tedavisi” gibi alanlarda başka ülkelerden hizmet almaktadırlar. (AB vatandaşları sağlık turizmi hizmeti almak için genellikle “Belçika, Almanya ve Polonya’yı” tercih etmektedirler.) 
2. ORTA ASYA ÜLKELERİNDE SAĞLIK TURİZMİ
Bu coğrafyada sağlık turizmine yönelik kaliteli hizmet sunucuları bulunmadığı için gelir düzeyi yüksek olan bireyler sağlık hizmetini batı ülkelerinden almaktadırlar. Türkiye’nin de bu ülkelere mesafe olarak yakın olması, bu ülkelerle dinsel ve kültürel bağlar taşıması gibi nedenlerle Türkiye bu pazarın en güçlü destinasyonudur. 
3. ORTA DOĞU ÜLKELERİNDE SAĞLIK TURİZMİ
İRAN: Tedavi maliyetlerinin ucuzluğu nedeniyle özellikle medikal turizm alanında öne çıkmıştır. LÜBNAN: Uluslararası Sağlık Turistlerine kaliteli ve maliyeti uygun tedavi imkanları sunmasının yanında tatil paketleri ile de bu olanakları cazip hale getirmeye çalışır. ÜRDÜN: 2017 verilerine göre Ürdün’de Ortadoğu ülkelerinden gelen yaklaşık 200 bin uluslararası sağlık turistine kalp beyin ve göz ameliyatlarına yönelik hizmetler verilmiş bu hizmetlerden 2 milyar dolar gelir elde edilmiştir. MISIR: Kadın doğum ve infertilite tedavisinde ön plana çıkmıştır. DUBAİ: “Sağlık Bakım Şehri” projesi ile Sağlık Turizmi alanında Ortadoğu’nun merkezi haline gelmiştir. SUUDİ ARABİSTAN: Estetik cerrahi konusunda uzmanlaşmıştır.
4. LATİN AMERAİKA ÜLKELERİNDE SAĞLIK TURİZMİ
KOLOMBİYA: Başarılı göz ameliyatları ve Bogota da bulunan göz kliniği ile ön plana çıkmıştır. KOSTARİKA: Özellikle organ nakilleri konusunda Uluslararası sağlık turizminde büyük bir üne sahiptir. KARAYİPLER: Estetik ameliyatlar, göz ameliyatları, kalp-damar cerrahisi, kanser tedavisi ve diyaliz hizmetleri ile ön plana çıkmıştır. ABD: ABD vatandaşları yüksek maliyetler nedeniyle Latin Amerika veya Asya ülkelerini tercih etmektedirler. Kozmetik tedaviler için “Brezilya, Arjantin ve Kostarika’yı” tercih ederken, Diş tedavileri için “ Meksika” yı tercih etmektedirler. Yüz gerdirme, infertilite ve kalp ameliyatları için Latin Amerika ve Asya ülkelerini tercih etmektedirler. 
TÜRKİYE’DE SAĞLIK TURİZMİ POTANSİYELİNE YÖNELİK ARAŞTIRMA
Diaspora Turizminin etkisiyle sayıları geçmiş yıllara göre azalsa da halen en fazla turist Almanya’dan gelmektedir. Almanya’yı «Libya, Irak» gibi Arap ülkeleri ile « Afganistan, Azerbaycan» gibi Türk kökenli ülkeler takip etmektedir. Yapılan araştırmada yabancı hastaların sağlık turizmi kapsamında özel hastaneleri, Turistin sağlığı kapsamında ise devlet hastanelerini tercih ettikleri görülmüştür. 101 yabancı kökenli hasta üzerinde yapılan araştırmada sağlık turizmi kapsamında en fazla göz ( lasek operasyonları ) plastik cerrahi, tüp bebek tedavisi ve infertilite, Kalp –Damar Hastalıkları (özellikle Afrika kökenli hastalar ), Saç ekimi ( özellikle Arap kökenli hastalar ) alanlarında tedavi olmak için ülkemize geldikleri; Turistin Sağlığı kapsamında ise, acil servislere en fazla «akut ağrı, akut bronşit, miyalji, dermatit ve ortopedi gibi alanlarda müracaatlar olduğu saptanmıştır. Hastalara yöneltilen memnuniyet sorularına büyük oranlarda olumlu cevaplar alınmış, kurum idarecileriyle yapılan mülakatlarda hastaların verilen hizmetten %75 ile %90 arasında memnun kaldıkları görülmüştür. Sağlık Turizminden elde edilen gelirler kapsamında bakıldığında özel hastaneler bu sorumuzu yanıtsız bırakmışlar devlet kurumları ise sağlık turizminden elde ettikleri ortalama gelirlerinin 481.352,72 TL ile 1,4 milyar TL arasında olduğunu ifade etmişlerdir. 
KASTAMONU DA SAĞLIK TURİZMİ
Bartın ve Kastamonu arasında kalan Küre dağlarında 158 endemik bitki bulunmaktadır. Ilgaz dağlarında yetişen endemik bitki sayısı ise 177’dir. yine Türkiye genelinde yetişen 11.000 tıbbi ve aromatik bitkinin 3600’ü Ilgaz dağlarında bulunmaktadır. Bu kıymetli bitkiler bu bölgede neden fazla olarak yetişir. Çünkü bölgenin mikro klima özelliği nedeniyle « demir, çinko, magnezyum» gibi iz elementler bu bölgede yüksek orandadır. Bu nedenle Ilgaz dağları «Papatya ve Kantaron» cennetidir. 
BUNU BİLİYORMUYDUNUZ
Bundan 10 yıl önce özellikle Daday taraflarından ABD ye kilosu 250 dolardan binlerce ton kantaron çiçeği ihraç edilmekteyken. Bu endemik bitkilerin bilinçsizce toplanması kökleriyle birlikte sökülmesi nedenleriyle şimdi yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadırlar. Aynı sebep nedeniyle bölgede önceki yıllarda bol şekilde bulunan «defne, frambuaz, kuşburnu» gibi bitkilerde yok olma tehlikesi altındadırlar. Kastamonu da Ülkenin ph değeri en yüksek suyu olduğunu biliyor muydunuz? 
İçinde yoğun “selenyum” bulunan, süre açısından yüksek dayanıklılığa sahip olan kükürt oranı, uçucu yağların miktarı, mineral maddeler ve vitaminler bakımından en zengin sarımsak türünün bu bölgede yetiştiğini, bu ürünün kanser hastalığının tedavisinde kullanılan en önemli hammaddelerden birisi olduğunu, coğrafi işaret tescilli tek sarımsak olduğunu ve Topraktan çıktıktan sonra açık havada 8 ay boyunca tazeliğini koruyan tek sarımsak türü olduğunu biliyor muydunuz?
Kastamonu’nun İhsangazi ilçesinde yetiştirilen siyez buğdayının 14 kromozom sayısıyla genetik olarak dünyadaki ilk buğday çeşidi olduğunu, Geçmişi yaklaşık 10 bin yıl öncesine dayanan ve dağlık arazilerde yetiştirilen siyez buğdayının, günümüz buğdayının atası olarak kabul edildiğini, Siyez bulgurunun genetiği değiştirilmemiş tek tahıl olma özelliğinden dolayı yüksek antioksidan özelliklerini taşıdığını, B1, B2, B6 ve B12 vitaminlerini içerdiğini, Protein değerinin yüksek, karbonhidrat değerinin ise oldukça düşük olduğunu, Hamile ve çocuklar için içeriğindeki folik asitten dolayı çok faydalı bir yapıya sahip olduğunu. Tüm dünyada kabul edilen ve Nuh’un lezzetleri olarak adlandırılan Presidium’da Türkiye’den seçilen tek lezzet olma özelliğine sahip olduğunu biliyor muydunuz?
Radyasyonu emmeyen ve radyasyona karşı dayanıklı yapıya sahip olması bakımından bazı ülkelerde nükleer savaşlara karşı, askeri ve sivil amaçlar için stokta tutulan ürünlerden birisi olduğunu Yüksek antioksidan içeriğe sahip olma, Hücre yapısını koruma, yaşlanmayı geciktirme ve tok tutarak kilo aldırmama bakımlarından dünyanın değişik yerlerinde kurulan doğal beslenme çiftliklerinde tercih edilen bir ürün olduğunu biliyor muydunuz?
Kastamonu’nun “Gastronomi” alanında 812 çeşit yemeği ile Türkiye’nin en zengin mutfak kültürüne sahip olduğunu, 22 değişik mantar türüne ev sahipliği yaptığını ve sağlıklı beslenmenin sağlık turizminin önemli bir parçası olduğunu biliyor musunuz?
ÖNERİLER
Sağlık Tesislerinin alt yapıları iyileştirilmeli bu kapsamdaki hastalar için devlet hastanelerinde özel odalar oluşturulmalı, özel ekipmanlar kurulmalıdır. Bu alandaki en önemli eksikliklerimizden birisi «reklam ve tanıtım» eksikliğimizdir. Bu eksiğimizi giderebilmek için hastanelerimizde yapılan başarılı operasyonlar ön plana çıkarılmalı ve «hasta memnuniyeti odaklı, kalite odaklı, uygun fiyat, hijyen duyarlılığı, kısa bekleme süresi, ve cazip turizm paketleri» odaklı konumlandırma reklamları yapılmalıdır. Marka şehirler, marka sağlık tesisleri oluşturulmalı bu şehirlerde tedavi sonrasında turizm ve dinlenme imkanları sunulmalıdır. Bu alanda yetişmiş, yabancı dil bilen insan kapasitesi arttırılmalı özellikle kaliteli ara elemanlar yetiştirilmelidir. Ülkemiz kaplıca turizmi konusunda zengin kaynak ve imkanlara sahiptir. Bu alanda etkili reklam çalışmaları yapılarak farkındalık oluşturulmalıdır. Akredite sağlık kuruluşlarımızın sayıları arttırılmalıdır. 
SONUÇ
Sağlık Turizmi, hitap ettiği bütçe ve oluşturduğu katma değer açısından neredeyse Savunma Sanayii kadar stratejik bir sektör haline gelmiştir. Ülkemiz 4 saatlik uçuş mesafesinde yaklaşık 1,5 milyar insana ve 60 ülkeye hitap eden önemli bir konuma sahiptir. Ülkemizde özellikle 2010 yılından itibaren bu konu bir hükümet politikası olarak ele alınmış ve bu alanda çok ciddi atılımlar gerçekleştirilmiştir. Bu gelişmelerle ülkemiz özellikle hekim kalitesi, akredite kurumlar, hijyene verdiği önem, kısa bekleme süreleri, ucuz tedavi maliyetleri ile dünyadaki sayılı destinasyonlardan birisi haline gelmiştir. Medikal operasyonlar, 48 saatlik bekleme süreleri, bilgili, tecrübeli ve yabancı dil bilen sağlık profesyonelleri, düşük maliyet ve kaliteli hizmet konularında dünyanın önde gelen sağlık destinasyonları ( Hindistan, Tayland, Singapur ) ile boy ölçüşecek düzeyde hijyen konusunda ise bu ülkelerden fazlasıyla ileridir. Ülkemiz coğrafi konumu ve ılıman iklimi nedeniyle de Sağlık Turizmi konusunda son derece uygun bir yapıya sahiptir. SWOT analizinde belirttiğimiz eksikliklerini tamamlarsa ve özellikle bilgiye ulaşabilme sorununu, bilinç problemini çözüp yardımcı personelin sayı ve kalite sorununu giderebilirse sağlık turizmi alanında belirlemiş olduğu 2023 hedeflerine çok daha kısa sürede ulaşabilmesi mümkün olacaktır.”

Dr. Muharrem Avcı
Dr Muharrem Avcı’da “Vuslatın 450 yıldönümünde Hazreti Pir Şeyh Şabanı Veli Yılı ile ilgili yaptığı konuşmasında, “Vuslatın 450 yıldönümünde Hazreti Pir Şeyh Şaban-ı Veli Yılı(Fikri, teklifi ve çabası serüveni)”kitabımızı okurlarımıza da yayınladık ve dağıtmaya da başladık. Hazreti Pir Şeyh Şabanı Veli Vakfı’na uzunca bir süredir hizmet ediyorum. Şu anda da başkan olarak görevimi sürdürüyorum. Sürdürmeye de nasip olduğunca sürdüreceğim. Bu hizmetlerimin karşılığı olarak da kitabımızı bastık ve yayınladık Vuslatın 450 yıldönümü öncesinde Unesco’ya da müracaatlarımız oldu. 450 yıldönümünün. Hz. Pir Şeyh Şaban-ı Veli yılı olsun diye, ama bunu bu dönemde başaramadık. Bununla ilgili yazılı eserlerin ve gerekli materyallerin bulunmaması nedeniyle ilgili yere veremedik. Bu yüzden de bu yılı ilan ettiremedik. Eseri var mı denildi, istenen esere de ulaşamadık. Aslında var, 360 tane halife yetiştirmiş. Ordinaliyüs Profesör yetiştirmiş. Ama onlara göre bu eser değil, eser eldeki kalan yazılı kağıtlar. Bize Unesco’dan Hz. Pir Şeyh Şaban-ı Veli’yi siz biliyorsunuz, biz ise bilmiyoruz” denildi. Bize de böylesine güzel bir kitabı basmayı bize nasip etti. Bunun içinde çok mutlu ve gururluyum. Bu kitap ta geleceğe ışık tutacak” dedi ve 5. Dönem program etkinliklerini bu programla tamamladıklarını, bu güne kadar da emeği ve katkısı geçenlere vakfı adına teşekkür ettiğini söyledi.

Program sonunda Dr. Hakkı Çılgınoğlu’na AFDİ eski Müdürü ve Yılmaz Gödeloüğlu ve Dr. Muharrem Avcı’ya da Şeyh Şabanı Veli Derneği eski Başkanı İhsan Bakar teşekkür belgesi verdi. 
Cengiz MUHZİROĞLU

 

 



Kaynak: Cengiz MUHZİROĞLU

Editör: Kastamonu Birinci Haber

Bu haber 1310 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR HABERLER
SON HABER YORUMLARI
YUKARI